MENU
Kelime veya Ülke Arayın
tur bölgesi
  • Kuzey Amerika
  • Orta ve Latin Amerika
  • Kuzey Avrupa ve Rusya
  • Güney Avrupa
  • Orta Asya ve Japonya
  • Güney Doğu Asya
  • Hindistan Alt Kıtası
  • Kuzey Afrika ve Orta Doğu
  • Orta ve Güney Afrika
  • Balkanlar
tur dönemi
  • Kurban Bayramı Turları
  • Sonbahar ve Kış Turları
  • Sömestre ve Kış Turları 2018
tur tipi
  • Kültür Turları
  • Gemi Turları
  • Nehir Turları
  • Vahşi Yaşam Turları
  • Fotoğraf Turları
  • Doğa ile İç İçe Turlar
  • Size Özel Turlar
Amerika

Amerika

Amerika

Amerika

En son keşfidir belki de dünyanın...

Birçok zulümden etkilenmiş, birçok savaşa sebep vermiş, tanık olmuş ve en önemlisi sonradan kurulmuş bir kıta... Kuzey ile Güney’i ayrı, Doğu ile Batı’sı ayrı bir dünya... Siyahla Beyaz'ı ayıran, sonra dirençle birleştiren Amerika.... Göçmen Amerika... Bu yüzden başka bir kıta değil, başka bir dünya Amerika...

Caz’ı alıp genişletip dünyaya yayan, eğlenceyi renklendiren, basketbolu sevdiren,  sinemayı boyutlara taşıyan, mimariyi teknolojiyle birleştiren simgelerin yarıştığı, paranın renginin solduğu, borsanın kalple özdeşleştiği dünyaya kan pompalayan bir sistem Amerika...

Gelenekler kuran, sonra onları parçalayan; yeni olanın, güçlü olanın ayakta kaldığı Amerika... 

Amerika turlarını
inceleyin

sizi arayalım

0(212) 233 1598

0(549) 433 4445

10 Yıllık
Ortalama Hava Sıcaklıkları
Amerika denince akla gelenler

New York

Kültürel çeşitliliğin dünyayla buluştuğu ve onu dünya kültürüne dönüştüren şehir New York...

Tüm dünyanın kalbinin attığı tüm dünyanın yaralandığı bir merkez New York. Gerek finansal (Wall Street) gerekse kültürel çeşitlilik ve dinamikle (Broadway) dünyanın her yerine açılan en büyük liman kentlerinden biri. Kızıldeniz ve Akdeniz’den tüm dünyayı aydınlatmak için hazırlanan heykel bugün New York’tan tüm dünyaya özgürlük fikrini saçıyor. Tıpkı Central Park’ın gelen insanlara mutluluk ve huzuru tattırması, nefes alış verişin kıymetini bildirmesi gibi bir şey...

King Kong’un aşk ve savaşla tanıştığı Empire State Binası, yüksek binalara giriş niteliğinde bir ders gibi yükseliyor.  Guggenheim, Brooklyn ve Metropolitan Sanat Müzeleri’yse bu dersin güzel sanatlar bölümünü oluşturuyorlar. Tarihsel olarak dünyanın en önemli, dikkat çekici sanat eserlerinin sergilendiği müzeler bizlere yeni dünyanın ve geçmişin izlerini sürmemizin imkanını veriyor.

Kültürel çeşitliliğin bir sonucu ise elbette gastronomi alanında da kendini gösteriyor. Ne kadar kültür varsa o kadar yemek o kadar çeşit vardır. Çünkü New York tam anlamıyla bir dünya şehridir...

 

Los Angeles

Yanılsamalar dünyasına yolculuk Los Angeles...

Ya cok uzundur El Pueblo de Nuestro Senora la Reina de Los Angeles gibi ya da çok kısa tıpkı L.A. gibi. Ama her zaman Melekler Şehri, Los Angeles. Sinemayla iç içe sokaklarında dünyanın tüm düşlerinin toplandığı ve geleceği içeren stüdyolarıyla Hollywood tıpkı bir film jeneriği gibi gözümüzün önünden geçiyor. Stüdyoları içinde yanılsamalı dünyalar bizi kendine şaşı bırakıyor.

Beverly Hills’in ünlülerin varlığıyla özdeşleşen sokaklarından tıpkı dizi filmi gibi lüks konutlar ve alış veriş mekanları kendini ele veriyor. Rodeo Drive iki tarafı mağazalarla çevrili yapısı büyük zevklerin merkezi olarak lezzetli yemekleriyle de çekici ve göz kamaştıran bir cadde.

Diğer yanda Walt Disney’le, soyutun somuta döndüğü dünyanın en büyük eğlence merkezi Disneyland. Çizgi karakterlerin canlandığı size dokunduğu masalların gerçek olduğu, saraylarında gezildiği hayallerin gerçeğe değdiği devasa bir panayır.

Santa Monica’ysa turizmin anlamını tamamlayan sürekli tatil havasının varlığıyla denizi de güneş gibi parlayan bir şehir... Los Angeles hepsinin parça parça bütüne gittiği herkese herkes için bir şehir.

 

San Diego

Sualtı ve yeryüzünde dünyanın en güzel şehirlerinden biri San Diego...

Amerikanın en güzel şehri olarak nam salmış (The Finest City), özellikle iklimin elverişli koşullarıyla her zaman bahar ve yazı yaşayarak buranın hakkını veren özellikleriyle Meksika’nın en güzel sınır komşusu San Diego. Uzun sahil şeridiyle gerek tarihsel, askeri, denizcilik ve ticaret bakımında gerekse de turizmin en derinlerinde bölgenin lüksünü barındıran, taşıyan bir okyanus ve liman kenti.

Sınırda olması dolayısıyla kültürel çeşitliliğiyle de dikkat çeken ve müze binaları ve sanat galerileriyle de bir çok Avrupa kentine taş çıkartan yapısıyla tarihi bir değeri hak ediyor. Bunun için bir mücevher gibi korunan Balboa Park olmazsa olmaz görülesi mekânların başında geliyor. İçindeki bölgeye ait ve İspanyol sömürgesi zamanlarından kalan binalar, eserler ve işaretlerin tümünü bulmak mümkün. Tarih Kurumu binasıyla birlikte gerçek bir retrospektif gibi gözümüzün önünden geçen müze ve binalarla birlikte rengarenk bahçeler botanik arzusunu ve meraklarını kaşır cinsten. Dünyanın en büyük ve bilinen gelişmiş hayvanat bahçelerinden biri olan Diego Hayvanat Bahçesi bu görüntülerin tümüne ek başka bir hava kazandırır –tıpkı balinalar ve penguenlerin az rastlanır dünyasına şahitlik edilebilecek Diego sualtı dünyası gibi: Sea World.

Ayrıca San Diego’ya bir köprüyle bağlanan, yüksek sınıf insanlarının daha çok tercih ettiği yarımada Coronado’ysa sahili ve sokaklarıyla büyüleyici bir güzelliğe sahip... Üstelik de müze gibi yapısıyla Hotel del Coronado birçok efsaneye konu olmuş ve Marlyn Monroe’nun ziyaret ettiği mekânlardan biri olarak oldukça dikkat çekici.

 

San Francisco

Hem çok yakın hem çok engebeli ama hep tanıdık ve özel bir şehir San Francisco...

Türkiye için pek yabancı sayılmaz San Francisco. Özellikle yetmişli ve seksenli yıllardaki San Francisco Sokakları herkesin gözlerinin önündedir -özellikle Nob Hill: Hoplayan zıplayan arabaların aksiyonlu sahneleri, dedektif Mike (Karl Malden) ile yardımcısı Steve (Michael Douglas)’in mekânı olarak hâlâ hafızalardadır. Alcapone’un ya da kuşçunun mekânı Alcatraz hiçbir zaman gündemden düşmeyen geçmişin cezaevi bugünün müzesi olarak sürekli duyduğumuz hikayelere, okuduğumuz kitaplara ve izlediğimiz filmlere referanstır. Sisler içinde parlayan ve nerede görülse hemen bilinen turuncu rengiyle bir Golden Gate Köprüsü neredeyse Özgürlük Anıtı kadar tanıdıktır.

Tepeler üzerine kurulu şehir dik yokuşları ve tramvay (Cable Cars) yollarıyla her yere rahatlıkla gidilebilecek ve her tepeden şehri yeniden tanımlayacak noktalarla doludur. Yıllar önce yaşadığı depremler ve yangınlarla yine Türkiye’nin güncel tartışmalarında adı sık sık anılan şehir, küllerinden yeniden doğan yapısıyla bugün birçok siyasi özgürlükçü hareketin merkezi rolünü de beraberinde üstlenir. Rus Tepesi ve Çin Mahallesi’yse turizmin merkezi olarak San Francisco’nun çok kültürü yapısının ispatı gibidir. Ghirardelli’yse anlatılmaz gezilir ve yenir...

 

Miami

Eğlencenin, güneşin ve tatilin bir diğer adı tam bir kompleks Miami...

Miami, Atlas Okyanusu kıyısında yer alan turizmin içerdiği her şeye sahip hispanik ağırlıklı bir şehir. Doksanlı yıllardan hatırlanacağı üzere t-shirt ve ceketin moda olarak yansıdığı Don Johnson’un Miami Vice’ı bir anlamda şehrin adını markalaştırdı. Öyle ki dizinin jeneriği Miami’nin bir anlamda özeti gibidir: mükemmel bir deniz, upuzun sahiller, lüks tesisler, konutlar, akla hayale gelmez arabalar, yüksek binalar, eğlence dünyasının ekonomisinin döndüğü hareketli şehir.

Palm Beach ya da gece ve gündüzün ayrı ışıldadığı South Beach, Miami’yi ele veren başat yerlerden. Star Island’sa bu cennette her iki anlamda da işin kaymak tarafını oluşturan kısım. Upuzun ve daracık köprülerle ulaşılan ve adalar topluluğunun parçası olarak Ernest Hemingway’in zamanında ikamet ettiği Key West bir nevi bölgenin sakin ve entelektüel yapısını yansıtıyor.  Ve hemen yanı başında Everglades National Park’ta sizi timsahlar, yılanlarla birlikte bekliyor tıpkı Balıkçılların bataklıkta onları beklediği gibi. Ardından Papağan Ormanı onca hengâmenin arasında sizi doğaya yaklaştıran en mükemmel doğa olayına renklerin cümbüşüne sizi çağırıyor. Miami Vice’ın jeneriği yeni yeni kahramanlarıyla dönmeye devam ediyor!…

 

Orlando

Cirque du Soleil’in gösteri sanatlarını çizgi kahramanlarla bütünleştiren şehir Orlando...

Florida’nın merkez şehri Orlando, aslında birçok etkinliğin de merkezi. Eğlence merkezlerinin ortak meydanı: devasa yapısıyla müthiş bir kompleks olan Disneyland içinde alışveriş merkezleri, restoranlar ve çocuklar için kahramanlarını görme imkanının sunulduğu gösterilerin varolduğu unutulmayacak zamanlar; su parklarındaki görsel şölenler; yeme içme alanları ve saire derken küçük bir dünyadan söz ediyoruz.

Diğer tarafta Deniz Dünyası’nın tüm gizemli yaratıkları; yunuslar, balinalar; Macera Adaları; Universal Stüdyoları’nın yanılsamalı dünyaları; Keşif Barınakları’yla başka başka diyarlara yolculuk; hepsi bir merkezde toplanmış ziyaretçilerini beklemekteler.

Dünyanın en önemli sahne görsel şovlarından biri olan ve hayvansız gösterileriyle sirk dünyasında ilkleri gerçekleştiren Cirque Du Soleil tüm zamanların en önemli performans gruplarından biri olarak Orlando’da gösterilerini repertuarlarla birlikte geçmiş ve bugünü hayata geçiriyorlar.

Tam bir eğlence ve gösteri evreni olmasının yanında Orlando gündelik hayatını dünya festivalleriyle de zenginleştiren kültürel geleneklere sahip: film festivali, bira festivali gibi etkinliklerle, deniz ve kum turizmine bütüncül anlamda destek olan ender şehirlerden...

 

Atlantic City

Golf Stream’in tüm sıcaklığını insanlarına ve sokaklarına yaydığı Atlantic City...

Atlas Okyanusu’nun hemn kıyısında bir sayfiye kenti. Özellikle sıcak su akıntıları ile ılıman iklimin birleşimi burayı şehir hayatından bunalan ve kaçmak isteyen insanların sığnağı haline getirmiş. Eğlencenin ve dinlenmenin mekanı gibi sanki. Las Vegas’tan sonraki en önemli kumarhane merkezi olmakla beraber eğlence dünyasının sürekli parlayan yıldızlarından... Devasa otelleri de bu casinolarla birlikte resmin büyük parçalarını oluşturuyorlar... Sabahlara kadar süren gece hayatı bu sürecin tamamlayıcı olarak her şeyin dahil olduğu bir tasarım içeriyorlar...

Otellerin ve alışveriş –özellikle outlet dünyasının- merkezlerinin, mağazalarının yer aldığı uzun sahili Boardwalk’sa (Tahta Yol) dünyanın ilk tahtadan yapılma yollarından. Üzerinde kiralanabilir araçlarla gezilebileceği gibi gezerek dünyanın okyanusa karşı en keyifli mekânlarından birinde yürümek için dahi bu yol tercih edilebilir... Sakinleştirci ama bir o kadar hareketli yol hiç bitmesini istemediğiniz kadar uzaklara götürecek tıklım tıklım dolu plajlardan Absecon Feneri’nin teşrifatçılığında sonsuz sessizliğin dünyasına sesleniyor... Rüzgârın ve okyanusun sesine karışıyor... Hayat her daim sıcak ve yaşanılır bir his uyandırıyor... Atlantic City bir dünya saçıyor...

 

Las Vegas

Casino’lar başkenti eğlencenin merkezi rengarenk Las Vegas...

Nevada’da çölün ortasında belki de gökyüzüne evrenden ışık saçan en renkli şehir Las Vegas. Tarihçesi sadece mafya dünyası tarihi kadar kısa ama kurulduğu yirminci yüzyıla damgasını vuracak kadar şaaşalı yasal kumarhaneler dünyası... Aynı zamanda kumarhanelerin bir yansıması olarak görülebilecek bilgisayar ve teknolojinin de üslerinden.. Ancak her şeyden önce ikisinin bir harmanlaması olarak çöle kurulan bir kent; çöle inat bir mucize Las Vegas... Onca filme, onca diziye konu olmuş modern insanın bir eğlencesi ve belki de bir zaafı olarak geniş anlamıyla tam olarak yoktan var; vardan yok eden hayalet şehir... Kumarhane ve eğlence cenneti... Dünyanın en büyük otelleriyle meydan okuyan, sabahlara kadar yaşayan, kendini sürekli dinamik tutarak değişen, değiştikçe dönüştüren bir yer burası.

Tıklım tıklım caddeleriyle yiyecek ve alışverişle birlikte tam anlamıyla büyükler için bir Disneyland modeli gibi. Lüksün ve paranın yanında yoksulluğun ve kayıpların da şehri. Dünya mimarisinin önde gelen binalarının ve yapılarının prototipleriyle dolu, sürekli ve uzun yaşam tarzıyla herkese hitap eden gecesi ve gündüzüyle fark etmeden nefes alan veren, ağlayan, kızan, yüzü gülen şehir... Rengarenk dünyası kendini ışıklı, neonlu bir portreyle gösterirken aynı zamanda umutların ve şanssızlıkların ve hatta mutsuzlukların da baş şehri... Ya da belki de Melekler Şehri; kim bilir? 

 

Washington DC

Hiçbir eyalete bağlı olmayan ama tüm dünyanın gözüne baktığı kadar bağımlı Washington DC...

Tam bir başkent; hiçbir eyalete bağlı olmayan ama herkese ait olan bir şehir Washington DC (District of Columbia-Kolombiya Bölgesi). En önemli kararlarının alındığı tüm dünyayı etkileyen ve bir karar üssü olarak en önemli merkezlerden birinin Beyaz Saray’ın kenti. Siyaset ve diplomasi dünyasının göz önündeki şehri ABD’nin bir retrospektifi gibi... Sokakları, caddeleri, hükümet binaları ve her biri anıt olarak vücut bulan başkanları... Ve başkanlara uzanan gönül borçları: Akropolis vari Lincoln Anıtı’nın şükran dolu mimarisi; (Thomas) Jefferson’un merdivenlerini çıkan sadelik hepsi bir şeyler anlatır gibiler... Ya da şehre adanan Dikilitaş’vari gökyüzünü delen bir Washington Anıtı ya da Gaziler Anıtı ile her bir kararında dünyanın herhangi bir yerinde her hangi bir yerin oynadığı Hükümet Sarayı’nın (Capitol) kubbeli ihtişamı sadece mimari değil siyaseten de tarihe şahitler... Çünkü hepsi bir gücün göstergesi bir şeylerin anlatıcısılar...

Diğer yandan her şeyden uzak, yeryüzünün tüm dertlerinden sıyrılıp gelen Ulusal Katedral’in gökyüzüne uzanan mimarisi bir anda sükunet ve mutlulukla, izole bir dünyayı iç dünyalara taşımaya çalışıyor; tıpkı Potomac Nehri üzerindeki Roosvelt Adası ve Parkı’nın insanın derinliklerine serin gölgeliklerinde ve ağaçların sonsuzluğunda sıçrattığı huzur gibi... Müzeleri, sanat galerileri görkemi sizi o tarihlerde yaşatır kılıyor; Havacılık ve Uzay Müzesi; Tarih Müzesi bunlardan sadece ikisi ama tümüyle Wahington DC’nin kültürel alt yapısı hepsi bir insanlık tarihini içine alır gibi sizi sarıp sarmalıyor...

 

New Orleans

Caz’ın kimliği New Orleans’ın sokaklarını notalarla dolduruyor...

“… Aslolan iki şey vardır: güzel kızlarla aşk, ve New Orleans’ın ya da Duke Ellington’un müziği, ikisi de aynı şey. Geri kalan her şey yok olmalıdır, çünkü geri kalan her şey çirkindir…” diyor Boris Vian Günlerin Köpüğü kitabının girişinde Caz’ın geliştiği, genişlediği ve yayıldığı şehri işaret ederek… Meksika Körfezi’nden Pontchartrain Gölü arasında siyahla beyazın uzun mücadelelerin ardından artık bir arada birbirine karıştığı Fransızlar’ın kurduğu kozmopolit bir liman kentidir New Orleans. Dünyanın en büyük nehirlerinden Mississippi’nin sularının bir hilal yaptığı ve notalar eşliğinde sokaklarına müziklerini saçtığı, her bir köşesinde ayrı ritimlerle dans ettiği kent burası… Her bir köşesinde sanat her bir noktasında ayrı bir festival…

Ve elbette tüm yolların kendisine çıktığı şehrin merkezi French Quarter turizmin en civcivli en hareketli yeri. Muhteşem binalarıyla bahçelerin bir bütün tasarlandığı, St. Louis Katedrali’nin başkanlığında bir Jackson Meydanı, faytonlu gezilerin yüzyıllar arasındaki en güzel yolculuğunu sunuyor. Hiç değişmeyen ama hep yaşayan aynı tarihin unsurları müzelerle, binalarla, sokaklarla, müzikle canlanıyor, değişiyor… Bourbon Caddesi’nin karnavalesk dünyası da bu değişimin ve New Orleans’ın farkı, tıpkı yerin altına değil de gökyüzüne yükselen mezarlıkları gibi… Çünkü ölüm de her şey gibi yaşama dair…

 

Chicago

Sanat ve mimarinin iç içe geçtiği gökyüzüne birer iğne gibi saplanan binalarıyla Chicago eğlencenin de adı...

Michigan Gölü’nün hemen yanında dünyanın gölyüzüne doğru salındığı, çivilerini çaktığı, dünyanın en büyük binalarından bazılarının bulunduğu en modernist şehirlerden biri Chicago... Sears Kulesi şehrin kuruluşundan itibaren bir simge tıpkı diğer dostu Hancock Kulesi gibi... Dünyanın en uzun kulelerinden bir demet Chicago’ya hâkim bir silueti içeriyorlar. Gökyüzünü delip geçen ve bölgeye en tepeden bakan ve sonsuz bir manzarayla bir kaç eyaleti etrafında toplayan güneş sistemi gibi gezegenler ve yıldızlarla birlikte bir resim verirler...

Askeri dünyanın talimlerini yaptığı yer olarak Navy Prier önce üniversite, bugünse dünyanın en eğlenceli parklarından biri. Her türlü aktivitenin içinde yer aldığı bir nevi fuarı tüm Chicago’yu izleyebileceğiniz dönme dolapla bir panayır alanına dönüştüren keyifli rıhtım. Bununla birlikte plajları da görülmeye değer ama gölde yüzmek başak... Akvaryumu, hayvanat bahçeleri ve buna karşılık doğa müzeleriyle yaşamdan kopuk olmayan bir dünya Chicago’nunki... Sokağının her bir zerresine dağıttığı müziğiyle birlikte gösteri sanatlarına bir armağan olan Chicago Tiyatrosu sanatın ayrılmaz bir bütünlüğünün ispatı... Yine sanatın teknoloji ve mimariyle buluştuğu belki de dünyanın en modernist işlerinin bulunduğu Milenyum Park sürekli bir kültür sanat şehrini size yaşanılası bir ortam olarak sunuyor...

Amerika Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

- Vize Bilgileri
Amerika Birleşik Devletleri tüm pasaport tiplerine vize uygulamaktadır.

 

- Uçuş Süreleri
İstanbul ile ülkenin Batı kıyılarında yer alan Los Angeles arası uçuş süresi yaklaşık olarak 13 saat 45 dakikadır. Ülkenin Doğu kıyısındaki New York'a uçuş süresi ise 10 saat 35 dakikadır.

 

- Para Birimi
Amerika Birleşik Devletleri’nin para birimi Amerikan Doları’dır (USD).

 

- Saat Dilimi

Türkiye ile ABD'nin Batı kıyısı arasında -10 saat fark bulunmaktadır. Türkiye’de saat 12.00 iken Los Angeles'ta 02.00’dir.

Türkiye ile ABD'nin Doğu kıyısı arasında ise -7 saat fark bulunmaktadır. Türkiye'de saat 12.00 iken New York'ta 05.00'tir.

 

- Telefon Kullanımı

Tüm cep telefonu operatörleri, hattınız uluslararası dolaşıma açıksa kullanılabilmektedir.

 

- Gezi İçin Alınabilecek Kıyafet ve Gerekli Eşyalar
Yanınıza kolayca giyip çıkarabileceğiniz tişörtler, kısa ve uzun kollu gömlekler, pamuklu pantolonlar, rahat yürüyüş ayakkabıları ve akşamları için bir mont almanızı öneririz. Yağmur ihtimaline karşı bir yağmurluk ve şemsiye de getirebilirsiniz. Bunun dışında şapka, güneş gözlüğü, güneş kremi, olası gürültüye karşı kulak tıkacı, fotoğraf makinesi, video kamera ve bunların şarj aletleri ve yedek hafıza kartları da getirebilirsiniz.

 

- Yemek Kültürü
Dünya mutfağına ait en leziz örnekleri bulabileceğiniz restoranlar mevcuttur.

 

- Elektrik
Amerika Birleşik Devletleri’nde elektrik 110. Prizler A tipi ikili ince yassı uçlu ve B tipi üçlü yassı uçludur. Prizlerin örnekleri buradan görülebilir: http://www.iec.ch/worldplugs/typeA.htm / http://www.iec.ch/worldplugs/typeB.htm

 

- Alışveriş
Alışveriş için aradığınız ve ihtiyacınız olan her şeyi bulabileceğiniz alışveriş merkezleri, mağaza ve outlet merkezleri ülkede yaygın şekilde mevcuttur.

 

- Sosyal Yaşam

Amerika’da restoranlarda uygulanan ve menüde gördüğünüz fiyatlara vergiler ve bahşiş dahil değil. Uygulanan vergiler şehre göre değişiklik gösterirken, bahşişler %15 ile %20 arasında değişiyor. Verdiğiniz her siparişin fiyatı yaklaşık %21 ile %26 oranında artıyor.

Siyaset, din, ırkçılık, homoseksüellik, kürtaj ve hükümet eleştirisi gibi konular tartışma yaratabiliyor ve bunlardan kaçınmak gerekiyor.

Amerikalıların bir çoğu ilk görüşmede el sıkışmayı tercih ediyor. Sarılmak aile içinde ve yakın arkadaşlar arasında olan bir şey.

Konuşma esnasında Amerikalılar dokunulmasından hoşlanmıyorlar ve rahatsız hissediyorlar.

Teşekkür etmeyi seven bir toplum ve örneğin marketten alışveriş ettiğinizde hatta garson yemeğinizi önünüze getirene kadar teşekkür edebilirsiniz ve onlarda her durumda size teşekkür edeceklerdir.

Amerika Turları Hakkında Videolar

Amerika cruise turları

Sizi Arayalım Sizi Arayalım
Canlı DestekCanlı Destek
Gazella Turizm iletişim +90 212 233 1598
+90 549 433 4445

e-bülten kayıt

E-bültenimize kayıt olarak bizden en son tur bilgilerini, kampanyaları ve diğer aktiviteleri haber alabilirsiniz.